Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

30 Aralık 2016 Cuma

São Tomé ve Príncipe

2016’nın bitmeyecekmiş gibi üzerimize çöktüğü şu günlerde, ben de tüm yıl boyunca “1” post yazmış olma ezikliğinden kurtulmak için sizi alıp enteresan bir yerlere götüremeyeyim istedim.

Şu soğuk günlerde gidilse gidilse nereye gidilir? Afrika’ya elbette. (Aslında Nauru’yu yazacaktım ama fosfat madenciliğiyle bitirmişler cennet adayı.)

Kaynak: exceptional-travel.com 
Batı Afrika’nın tropik güzeli São Tomé ve Príncipe Adaları, Orta Afrika’nın batısında, Gine Körfezi’nde yer alıyor. Ulusal sloganı olan “Birlik, Disiplin, Çalışma” yüzünden tropik bir adadan çok çalışma kampı havası olsa da siz inanmayın, gitsen gidilir.



Tarihi o dönemde bütün Afrika kıyılarını dolaşan Portekizlilerle 1470 civarı başlayan São Tomé and Príncipe Adalarının güneydeki büyük olanı São Tomé (ismi keşif günün azizi St. Thomas’dan), kuzeydeki ise Príncipe (ismi vergi ödedikleri Portekiz prensinden) adını taşıyor.



Daha önce sömürge olarak bahsettiğim çoğu yerin aksine Portekizlilerden önce yerleşim olmayan bu adalar 1500’lerin başlarına doğru  Alvaro Caminha’ya hibe ediliyor krallık tarafından ve ilk yerleşim o zaman başlıyor. Daha çok Yahudiler olmak üzere o dönem Protekiz’de “istenmeyen” kişilerin çalışmaya gönderildiği bu ada, şeker üretimi ile ilerliyor.


Kaynak: africageographic.com
İlerliyor derken, gerçekten bayağı ilerliyor. O kadar ilerliyor ki ana karadan köleler getiriliyor. En büyük köle ticareti merkezlerinden birine dönüşen São Tomé ve Príncipe, diğer yandan da en büyük şeker üreticisi konumuna ulaşıyor. Ancak batıdaki sömürgelerin zamanla daha bol üretim yapması sonucu şeker üreticiliği sekmeye uğruyor ve adanın geçim kaynağı yalnızca köle ticaretine dönmeye başlıyor.

Kaynak: tours42plus.com // Eski efendilerin evleri bugün hayaletli köşkler gibi...
Bu durum Portekizlileri yıldırmıyor. Adaya kahve ve kakao ağaçları getiriliyor. Ağaçlar da toprağı sevince deli gibi kahve ve kakao üretimi ve ticareti yapılıyor. Tabii bu üretim içim köleler de öldüresiye çalıştırılıyorlar. 1800’lerin sonuna doğru köleliğin kaldırılması kağıt üzerinde gerçekleşse de bu sefer “işçi” olan Afrikalılar yine insani olmayan şartlarda çalışmaya devam ediyorlar ve en sonunda, 1953’te Afrikalı işçileri ve Portekizli yöneticiler arasında kanlı olaylar çıkıyor.

Kaynak: chocolateclass.wordpress.com // Angola'dan yola çıkmak üzere bekleyen bir köle.
Kaçmasın diye sağlam kazığa (!) bağlanmış.

Zaman geçiyor, diktalar yıkılıyor, kavgalar anlaşmalar derken São Tomé ve Príncipe’nin gururlu halkı 1975’te özgürlüğünü kazanıp 1990’da tam demokratik rejime geçiyorlar. Şu anda Freedom House’ın ülkeler bazında 2016 özgürlük raporuna göre de bizden daha iyi durumdalar.

Kaynak: imperial-stp.st // Eski plantasyonlarda kölelerin kullandığı binalar bugün pansiyon ve motel
olarak kullanılıyor. Siz de isterseniz deneyebilirsiniz.

Bugün, São Tomé ve Príncipe’nin başlıca geliri kakao ve ülkece bu gelirle geçiniyorlar diyebiliriz. Ancak kuraklık ve iklim değişikliği bu konuda halkı oldukça kötü etkiliyor. Onlar da Afrikalı kardeş ülkelerle petrol aramalarına ağırlık vermeye başladılar. Petrol işine girmeden bir gidip görmek lazım aslında.

Kaynak: ifad-un.blogspot.com

Kaynak: africageographic.com

Neyse, işin turisti kısımlarına gelelim. Dediğim gibi, bu güzel ülke iki büyük (lafın gelişi) adadan oluşuyor ve bu adaların ikisi de volkanik temelli. Elbette bu güzel adalarda yapılacak birbirinden güzel aktiviteler bulunuyor. Denize girip kumlarda yatmak yetmezse dalabilir, deniz kaplumbağalarıyla yüzebilir, kuşları gözleyebilir, dağ tepe dolaşabilirsiniz.

Kaynak: khloros72.wordpress.com // Lagoa Azul'de yüzmeye gelen var ı?

Kilyos halk plajı gibi iç içe tatil mekanlarından sıkılanlar ve tatile gömecek parası olanlar için özellikle güneydeki São Tomé adasında çeşitli konaklama seçenekleri bulunuyor.

Kaynak: easyvoyage.co.uk // Kızgın kumlardan serin sulara...

Gitmişken geçmişin hayaletlerini görmek için kakao tarlalarını gezebilir ya da nefis yerel yemeklerin tadına bakabilirsiniz.

Kaynak: emaze.com

São Tomé adasında gezerken Obo Ulusal Parkı’na giderseniz Büyük Köpek Tepesi’ni de görebilirsiniz.

Kaynak: whenonearth.net
Kaynak: traveltourxp.com // Obo Ulusal Parkı'nda macera sizi bekliyor!
Príncipe adasında fizik meraklılarının ilgilisi çekecek bir de anı plaketi var. 1919 yılında Einstein’ın görelilik teorisini test etmek için güneş tutulmasını izlemeye gelen Arthur Stanley Eddington ve ekibini anmak için 2009’da yerleştirilen bu plaket de adanın ilginç tarihinin bir parçası.

Kaynak: www.astro.caltech.edu // Güneş tutulması sırasında arkadaki yıldızları görüp görelilik ile ilgili bir şeyleri kanıtlamışlar ama tam anlayamadım.

Peki, nasıl gidilir? Eh, çok kolay olmayacağını tahmin etmişsinizdir. Bulduğum en ucuz uçuş kişi başı gidiş dönüş 4.500 TL civarı ve 32 saat gidiş, 20 saat dönüş sürüyor. Yani bilet verip “al git” deseler dakika durmam da o para ve süreye cennet vatan Vanuatu’ya giderim doğrusu. Ama siz gidin tabii, niye gitmeyesiniz. Giderken sarı humma aşısı yaptırmayı unutmayın ama. Bir de e-vize almanız lazım online olarak.

Kaynak: archipelagochoice.com
Bence 2016’da kaçmak için çok güzel bir yer olurdu. 2017 de böyle geçecekse çantaları toplamaya başlayalım. Dünyanın daha saçma bir yerinde buluşana kadar, 路平安,旅途愉快


Kaynak: picture4u.net
Kaynaklar:
Wikipedi
https://freedomhouse.org/sites/default/files/FH_FITW_Report_2016.pdf
http://www.astro.caltech.edu/~rjm/Principe/photos/
http://www.saotome.st/
http://www.bbc.com/news/world-africa-14093493
http://www.lonelyplanet.com/sao-tome-and-principe/introduction
https://chocolateclass.wordpress.com/tag/sao-tome-and-principe/

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Sokotra

“Ya ben bu blogu normal domaine taşıyayım en iyisi, arada tasarımı da süper yaparım” diyerek çıktığım yolda ne siteyi taşıdım ne de yazı yazdım. Çok başarılı bir süreç oldu anlayacağınız. Artık telafi vaktinin geldiğini düşünerek yine enteresan bir yerlere doğru gidelim istedim.

Bugün ziyaret edeceğimiz ada, “Dünyanın en ilginç 435434 yeri” temalı postlarda ağaçlarıyla kendine her zaman yer bulan, biyoçeşitlilik açısından zirveye ulaşmış, Arap Denizi’nin incisi Sokotra.

Kaynak: klik1.net


Somali’nin ucundan kopup gelmiş görünse de Yemen’e ait olan bu bölge, her türlü koruma listesinde tepeye oynuyor. İklim ve coğrafyanın beraberce çok ilginç işlere imza attığı Sokotra, özellikle ekoturizm severler için kaçırılmayacak bir fırsat. Zira adada pek fazla lüks otel yok, kamping alanları falan var. Yol yapımı adanın yapısını mahvettiği için ya 4x4’lerle ya da bisiklet ve motosikletlerle dolaşıyorsunuz genel olarak. Bence on numara!

Kaynak: kailas.it
Kaynak: socotra.info

Eski dönemlerden beri yazıtlarda ve haritalarda kendine yer bulan Sokotra, Hıristiyanlıkla oldukça erken zamanda tanışmış. Ancak sonrasında misyoner falan gelmediği için böyle biraz büyü, biraz İsa falan kendilerince bir dini yaşamışlar. Sonrasında tabii İslam gelmiş ve bütün ada Müslüman olmuş.

Kaynak: socotra-eco-tours
Ana karadan uzaklık, sıcak çöl iklimi ve dev kuraklıklar Sokotra’nın kendine özgü endemik türlerle kaplanmasını sağlamış. Sadece ilginç ağaçlar değil, kuşlar ve diğer hayvanlar arasında da yalnızca Sokotra’da bulunan endemik türler yer alıyor. Adadaki fauna arasındaki tek memeli de yarasalarmış. İngilizlerin yine tavşan, tilki falan getirip bütün adayı mahvetmemesi iyi olmuş.

Sokotra’nın ilginç canlılarından bir demet hazırladım size:

Ejder Kanı Ağacı

Kaynak: voyagenation-biegalskillc 
Kaynak: virallite.com
Kaynak: Wikipedia
Ağaca ismini veren reçine
Kaynak: scoopers.com
Çöl Gülü (Şişe Ağacı da deniyor)

Kaynak: ggpht.com 
Kaynak: publicbroadcasting.net

Kaynak: Pinterest

Kaynak: brittanica.com
Sokotra Narı

Kaynak: travel-tour-guide
Sokotra Sığırcığı

Kaynak: pbase.com
Sokotra Güneşkuşu 

Kaynak: freewebs.com
ve Sokotra Bukalemunu



Sokotra’da turist olarak en rahat Hadibo’da kalabilirsiniz. Buradan ada içindeki çeşitli doğa turlarına katılabilir; ağaç olsun kuş olsun görebilirsiniz. Ama kentten çok bir şey beklemeyin derim. Deniz kıyısında arkanızda dağlar varken güneşlenip sakinliğin tadını da çıkarabilirsiniz. Mevsim olarak da en uygun zaman kış ayları.

Kaynak: trekearth.com 
Kaynak: businessinsider

Peki, bu ilginç adaya nasıl gidiyoruz? Gidemiyoruz, çünkü şu anda Yemen’e ulaşılamıyor.  Normal şartlarda Yemen’in başkenti Sanaa’dan kolayca ulaşılan bu ada, Suudilerin Yemen hava sahasını kapatması ile zor gidilen bir yer haline geldi. Felix Havayolları adında bir firmanın BAE’den falan uçtuğu söyleniyor ama sitesinde yaptığım tüm aramalarda sayfa hata verdi.
Tabii yeterince cesursanız Aden Körfezi’ndeki Somali korsanlarından rica edebilirsiniz, hayat maceralarla dolu.

Kaynak: socotra.info

Belki de kimsenin gitmemesi daha iyi. Bırakınız yollar havalimanları olmasın, oteller açılmasın. Ağaçlar bizim varlığımızdan habersiz uzayıp dursunlar. Ne olur ki?

Kaynak: socotra.info

Dünyanın garip başka yerlerinde görüşene kadar, safar wanaagsan!

Kaynaklar:
Wikipedia
Wikitravel
http://www.felixairways.com/
http://whc.unesco.org/en/list/1263
http://socotra.info/