Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

14 Aralık 2010 Salı

Turks and Caicos Adaları

Dünyanın acayip köşelerinde gezmeye kaldığımız yerden tam hız devam ediyoruz. Bu seferki rotamız internette form dolduran herkesin yakından tanıdığı ve pek tabii ki merak ettiği Turks and Caicos Adaları. Bu soğuk günlerde egzotik ve tropik Batı Hint Adaları’na (kafanız karışmasın, Colombus’un Amerika’ya geldiğinde Hindistan’a geldiğini zannettiğini hatırlayın, bu adalar Karayipler ya da Antiller olarak da bilinen ada grubu) güzel bir yolculuk yapalım…

Halen İngiltere’ye bağlı olan bu ülke Turks and Caicos adındaki iki takımadanın birleşmesinden oluşuyor. Turks kısmı daha küçük olmasına rağmen adanın idari merkezidir ve nüfusun büyük çoğunluğu burada yaşar. Bizler tarafından merak edilen Turks kısmının ise basit bir olayı var, adada bolca yetişen bir kaktüs türünün üzerindeki parça Türk fesine benzediği için bu isim verilmiş. Bu kadar basit yani. Aslında piyasada oraya gidip fırtınalar estiren Türk korsanlar hakkında efsaneler de var ama maalesef sadece kaktüsün başı yüzünden olduğu kabullenmemiz gerekiyor ülkece.
Başkenti Grand Turk adasındaki Cockburn Town olan bu sevimli adaların tarihi epey karışık. Adalar, sömürge döneminde hem İspanyol hem Fransız hem de İngiliz yönetimi altında yer almışlar. Önce Bahamalar yönetiminde olan adalar topluluğu, daha sonra yine İngiliz yönetimindeki Jamaica’nın kontolü altına girmişler, Jamaica bağımsızlığını ilan edince de artık kendi başlarına sömürge olma şansını yakalamışlar. Arada Kanada yönetimine geçmesi de tartışılmış olan Turks and Caicos Adaları’nın yakın zamanda bağımsızlıklarını kazanacaklarını umut ediyoruz.
Adaların geçim kaynaklarının başında turizm, deniz ürünleri ihracatı ve offshore bankacılık geliyor. Turizm olanakları ve güzellikleri neredeyse sonsuz görünüyor ancak adanın tatlı su rezervleri oldukça kısıtlı, yağmur suyu özel sarnıçlarda toplanıyor. Ayrıca bir de kasırga sorunu var ki, bu da turizme balta vuran sağlam bir etmen. Ancak bu durum, dünya jet setinin çevredeki adacıkları satın almalarını ve süper lüks villalar inşa etmelerini engellemiyor. Zira Turks and Caicos Adaları, filmlerde gördüğümüz turkuaz denize ve bembeyaz palmiyeli kumsallara sahip ve şu anda buradan bakınca gerçekten de cennet gibi görünüyor.
Dalış sevenler için de adalar oldukça ideal bir rota. Çeşitli tropik balıkların yanı sıra adanın başlıca ihraç mallarından olan ıstakoz ve çeşitli kabuklular da sualtı florasını canlandırıyor. Ayrıca köpekbalığı da var, uyarımızı yapalım.
İnternette dolaşırken öğrendiğime göre bu Turks meselesi bizim düşündüğümüzden daha büyük sorunlara yol açabiliyormuş. Türkiye’ye yollanan Turks and Caicos mektupları, oraya yollanan Türkiye mektupları, yurtdışında şu anda anavatanı Turks and Caicos Islands olarak görünen pek çok Türk olması gibi durumlar yaşanmıyor değilmiş.
Nasıl gidilir? Bayağı uzak ama asla ulaşılmaz değil. Adaya ulaşımın en kolay yolu Miami veya New York üzerinden. Ayrıca bölgeye giden transatlantik (cruise) seferleriyle de ulaşım sağlayabilirsiniz. Giderseniz bana da kart atın.
Dünyanın başka bir noktasında buluşana kadar; Goede reis!
Kaynaklar:
Wikipedia
Ekşi Sözlük
http://www.turksandcaicostourism.com/
http://blog.milliyet.com.tr/Turk_ve_Caicos__kayik__adalari____/Blog/?BlogNo=46468


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder