Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

12 Şubat 2013 Salı

Falkland

Kraliçe Elizabeth, üzerine kayıtlı bir pasaport olmadan 116 ülkeyi ziyaret etmiş 60 yılda. Biz hala “öf pasaporttaki biyometrik resimde iğrenç çıkmışım” diye takılıyoruz. Kraliçe olmak vardı şu hayatta. Kadının dünyanın her tarafından yönettiği bir yer var. Bu yerlerden ünü boyutundan büyük olan bir tanesi de bugünkü yazımızın konusu olacak. Güney Atlantik’in dertli adalar topluluğu Falkland huzurlarınızda!
Evet, bayraklarında koyun var. Zira 19. yüzyılın ortasından beri adalıların başlıca geçim kaynağı koyunculuk. 3.000 kişiden az insanın yaşadığı adalarda 500.000 tane koyun olunca öyle oluyor zira. Tabii son zamanlarda ekonomik gelir kaynaklarını çeşitlendirmek üzerine çalışmalar yapmışlar ve turizm ile balıkçılığın da ekonomide iyi bir yeri olmasını sağlamışlar. Ama 500.000 koyun nedir arkadaş?


Falkland Adaları Doğu Falkland, Batı Falkland ve yüzlerce küçük adacık olarak ayrılıyor. İspanyolca adı Malvinas adaları olsa da bu ismin adada kullanılması pek hoş karşılanmıyor, zira Falkland üzerindeki en son hükümranlık savaşının tarihi çok eski değil, 1982’de adalar yüzünden Britanya ve Arjantin karşı karşıya gelmiş, ki bilenler ya da hatırlayanlar elbette çıkacaktır.

Hikayeye başından başlayalım. Adaların keşfi ve aidiyeti konusundaki tartışmalar 1600’lerin başına kadar gidiyor. Zaman zaman Patagonya yerlileri tarafından ziyaret edilse de Avrupalılar geldiğinde adaların yerleşimsiz olduğu söyleniyor. 1600’de Hollandalı bir kaşif adalara ayak basıyor ve kendi adından alarak adalara Sebald adaları diyor. Bu isim uzun süre Hollanda haritalarında kendine yer alıyor. Sonra 1690’da rotasından sapan Britanyalı kaptan John Strong iki ada arasındaki kanala geliyor ve buraya gezisini finanse eden 5. Falkland Vikontu’nun onuruna Falkland Kanalı diyor. 

Daha sonra Fransızlar gelip yerleşim kuruyorlar, Britanyalılar Fransızlardan habersiz olarak gelip adayı Kral III. George adına sahipleniyorlar.  İspanyollar boş durmayıp Fransız kolonisini ele geçiriyorlar, sonra da İngiliz yerleşimine saldırıyorlar. İki ülke savaşın eşiğine geliyor. Sonra bir barış anlaşması yapılıyor.

Bundan sonrası da aynı bir önceki paragraftaki gibi gelişiyor; İspanyollar, İngilizler, sonrasında Arjantinliler ve hatta bir ara ortama dahil olan bir savaş gemisiyle Amerikalılar adanın tarihinde kendilerine yer buluyorlar. Sonuç olarak ada Britanya’da kalıyor ve Arjantinlileri mutsuz ediyor. Eh, mevzuyu masa başına çözemeyince 1982’de Arjantin Falkland’ı istila ediyor. Aslında bu durum bir nevi bizdeki “Atatürk’ün evi bombalandı!” durumuna benziyor, yönetimdeki askeri cunta ekonomik düzensizlik ve iç baskıdan dolayı böyle bir hamle yapıyor büyük ihtimalle. Savaş 2 aylık bir sürede Britanya zaferiyle bitiyor, 255 İngiliz ve 649 Arjantin askeri ölüyor. Tabii 3 Falklandlı ve kayıtlara geçmemiş pek çok koyun da maalesef hayatını yitiriyor.

Bu arada “Britanya’nın ne işi var orada, tabii oralar Arjantin’in olmalı” diye düşünenler varsa, adada kimin hükmünün geçmesi için oylama yapılıyor ve halk kesinlikle Arjantin’i istemediğini gösteriyor. Vox populi vox dei!

Neyse, savaşları arkamızda bırakıp adanın güzelliklerinden bahsetmeye başlayalım. Falkland Artik kuşakta yer alıyor. Bu yüzden hava sıcaklığı yıl içinde genel olarak 15 derece ile -5 derece arasında dolaşıyor. Evet; adalar, Arjantin falan deyince aklınıza sıcak tropik yerler gelmiş olabilir ama burada daha ziyade penguen falan var. Ormanlar falan da hak getire, bitki örtüsü tundra. Kutup altı ilkimi işte. Ama çok güzel bir yer, hakkını yememek lazım. Tam fotoğrafçılara, balıkçılara ve kalabalıktan kaçanlara göre.
Hepsi bir arada!
 Fauna ve flora demişken tabii ki İngilizlerden bahsettiğimizi hatırlamak gerekiyor. Beraberlerinde gelen kediler, tilkiler ve fareler adaların kuşları için tehlike yarattığı için kuşlar yuvalarını sahilden uzak kayalıklara kurmaya başlamış. Bununla kalmayı getirdikleri 22 bitki de doğal florayı negatif etkilemeye başlamış. Yani, bir adaya neden tilki gelir? Büyük ihtimalle rütbeli bir İngiliz subayı tilki avını sevdiği için…

Falkland böyle bir yer işte dostlar. Peki, nasıl gidilir? Öncelikle başkent Stanley’e gideceksiniz, çünkü asfalt yollar gibi havalimanları da orada bulunuyor. Stanley’e nasıl gideceksiniz? Orası biraz zor. Uçak bileti siteleri fiyat çıkaramıyorlar. Ya Londra’dan Savunma Bakanlığı’na bağlı ticari olmayan uçuşları kullanacaksınız (2.000 pound’dan başlıyor) ya da Güney Amerika merkezli LAN Havayolları’nı kullanacaksınız. İkincisi için önce Şili, Santiago’ya gitmeniz lazım. Ondan sonra her cumartesi 700-800 pound verip Stanley’e doğru uçağa binebilirsiniz. Her türlü 2 gün veya fazla süren bir yolculuk olacaktır. Ya da uygun bir cruise gemisi bulup denizden gidebilirsiniz. Size kalmış. Çok da zor değil aslında, değil mi?

Dünyanın başka enteresan bir yerinde görüşene kadar, ciao!


Kaynaklar:
Wikipedia
www.falklandislands.com
www.lan.com
http://latimesblogs.latimes.com/world_now/2012/02/why-are-the-falklands-so-important-to-argentina-britain-and-senn-penn.html
www.huffingtonpost.co.uk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder