Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

27 Temmuz 2012 Cuma

Saint Petersburg - Gittim Gördüm Yazdım


Yine konsepti yok sayıp gidebildiğim bir yerin yazısı ile size merhaba diyorum. Çok sıcak, değil mi? Biz de bu haşlanma günlerinde gidilse gidilse kuzeye doğru gidilir deyip Saint Petersburg’a doğru vurduk kendimizi!


Saint Petersburg, Çar I. Petro tarafından kurulmuş bir şehir. Biz kendisini Deli Petro adıyla bilsek de Ruslar kendisine Büyük Petro diyorlar. Gerçi Türk olarak bataklığı şehir haline getirmeye çalışan birine Deli dememiz normal, neyse ki Petro’nun vizyonu bizimkinden daha genişmiş. İskandinavya’dan gelen saldırılara karşı kale olacak şekilde kurulan şehir, dönem mimarisinin en güzel ve en Avrupai şekilde yansıdığı bir yer olmuş.
Bina taşıyan Atlas'lar her yerde. Kahrolsun Aristokrasi!
Büyük ve Deli Petro
Tarihi falan geçip direkt turistik yönlere odaklanmak istiyorum bu sefer. Saint Petersburg, yani Санкт-Петербург, diğer adıyla Petrograd, diğer adıyla Leningrad  gerçekten de çok güzel bir şehir. Mimari olarak hayranlık uyandırıyor, adamlar yememiş içmemiş bina yapmışlar. Ancak maalesef bir turist olarak keyif almadığım bir şehir oldu.
Tek "dislike" diyen ben değilim. Saray da saray gerçi.
Bildiğiniz gibi yazın kuzey ülkelerinde Beyaz Geceler olur. Yani hava kararmaz, kararsa da çok geç kararır ve erken aydınlanır. Bu her zaman çok mitsel gelmiştir bana ama gerçekliği varmış. Gerçek beyaz geceleri 2-3 haftayla kaçırmış olsak da havanın gece 1’de kararması ve 3’te aydınlanmaya başlaması çok acayip bir konsept. Gece 12’de yemeğe çıkmak gibi değişik alışkanlıklar kazandırıyor insana. Ayrıca gün bitmediği için geç kalma hissi de yaşamıyorsunuz.
Gece 10
Gece 11




Gece 12
Gece 01
Gece 02
Gece 03
Neden sevmediğime gelecek olursak, insanlarını sevmedim sanırım. İngilizce bilen birini bulmak şans, güleryüz görmek ise daha büyük bir şans. Ayrıca inanılmaz pahalı! Hani turistik yeme-içme, hediyelik eşya kısımlarını geçtim, kıyafet falan da acayip pahalı ve Rusların bu şehirde yaşamak için nasıl paralar kazanması gerektiğini düşünmek ürkütücü. Doğal olarak her an “oğlum şunu satsak köşe oluruz, şuraya bir dükkan açsak zenginiz” kafasında dolaşıyorsunuz. Şehrin kalbi olan Nevski Prospekt yani Nevski Caddesi, dünyanın dört bir yanındaki ünlü markaları ve bizim unuttuğumuz Naf Naf, Chevignon gibi nostaljileri sunuyor, tabii parasını çıkarabilirseniz.
1.000 lira kendisi. Gerçi versen verilir (?)
Saint Petersburg bir müze ve saray şehri. Yekpare dev binaların üçte biri saray, üçte biri de müze ya da kilise. Ancak bu müzelerin en ünlüleri dışında diğerlerinde herhangi İngilizce bir kelime bulmak imkansız. Bu yüzden, örneğin Rus Edebiyatı Müzesi’ne giderseniz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Zaten müzeyi bulmanız bile şans, Kiril olmayan herhangi bir tabelaya rastlayamazsınız.
Kadraja sığmayan Kazan Katedrali
Yine de tabii dünyanın en güzel müzelerinden biri olan Hermitage müzesini unutmamak lazım. Müze, kışlık sarayla birleşik, beraberce geziyorsunuz. Müzenin mücevherat, Faberge yumurtaları falan sergilenen kısımları ise Topkapı Sarayı’nın harem dairesi gibi ekstra ücrete dâhil. Bu noktada dipnot olarak müzelerin hediyelik dükkanlarının şehirdekilerden daha ucuz olduğunu eklemek gerekiyor. 
Hermitage & Kışlık Saray. İmparatoriçe Elizabeth tarafından yaptırılmış. Bayağı iyi vakit geçirmiştir herhalde.
Şehrin bir diğer önemli binası ise Dökülen Kan kilisesi. Kremlin’den alışık olduğumuz renkli mimariyi burada da görüyoruz. Suikaste uğrayan çarın anısına bu ismi almış. Çarşamba günü kapalı olmak gibi değişik bir durumu olduğu için gezemedik ama içerisinde boya olmadığı, tüm iç mekanın mozaikle kaplı olduğu söyleniyor. Dışındaki işlemeler bile acayip güzel, her yerinde farklı freskler, mozaikler var. Yine buranın yakınında hediyelik eşya pazarı gibi bir şey var, normal bir matruşkaya 60 lira, bir rozete 20 lira ödemek istemiyorsanız uzak durun. 

Yeme içme mevzuuna gelecek olursak, en ucuz mekanlar doğal olarak Subway, Mc Donald’s gibi yerler. Ortalama bir restoranda yemek 25 liradan başlıyor. Dışında menü olan, bu menülerde de İngilizce yazan yerleri tercih edin. Gerçi İngilizce menü olsa bile sipariş vermeniz yine zor olabilir. Dediğim gibi, menüleri iyi inceleyin, zira ortalama bir kahvecide basit bir kahveye 20 lira verebilirsiniz.
Keyif yapma konusunda belli bir ünümüz var tabii...
Şehrin en sorunsuz tarafı ulaşım sanırım. Ancak bunun için yanınızda güzel bir ulaşım ve metro haritası taşımanız şart. Gerçi metro rahat, duraklar Latin harflerinde ve düzenli olarak gösteriliyor ancak otobüs ve troleybüs için harita gerekiyor. Bindiğinizde ücreti görevliye ödüyorsunuz, çok pahalı olmayan tek şey de ulaşım. Görevliye sormaya çalışmayın zira çoğu biletçi deli teyze kıvamında ve sizi anlamayacaktır.
Retroysanız cennetiniz Petersburg'dur.
Bu kadar kötülemenin anlamı yok tabii, güleryüzlü ve yardımcı olmaya çalışan insanlar da göreceksiniz. Sadece saklanıyorlar. Ya da sarhoşlar. İnsanlar gerçekten sabah 7’de falan içmeye başlıyorlar. Özellikle erkeklerin çoğu sarhoş dolaşıyor ama zaten çok fazla erkek yok. Rus kızları ezici üstünlük içerisinde. Şimdi burada aslında çok da güzel olmadıklarını anlatırdım ama nasılsa “kıskançlıktandır” diyeceksiniz, gerek yok. Ama tüm şehir bayağı kötü giyiniyor, onu söyleyebilirim.
Güzel şeyler hrhangi bir vitrinde de çıkabilir karşınıza.
Büyük Sovyet devrinin izlerini aramaya geldiyseniz üzülürüm sizin için, zira sosyalizm ancak hediyeliklerde yaşıyor. Saint Petersburg artık global markalara ait. Turist olarak sizin göreviniz de oraya maksimum parayı bırakmak.

Eğer gidecekseniz otel seçiminde dikkatli olun. Birincisi doğal olarak oteller de çok pahalı, ikincisi bütün binalar eski model olduğu için tuvaletler falan ortak. Uzun araştırmalar sonucu normal fiyatlı ve banyosu odada bir yer buldum ki yolculuğun en güzel tarafı oteldi sanırım. İnternet bağlantısı konusunda sıkıntı çekeceğinizi de sanmam. Pek çok yerde şifreli ve şifresiz pek çok ağ bulunuyor.

Şehir hakkında söylenecek daha çok şey var ama aradığını bulamamış turist olarak yazacak keyfim yok pek. Gömecek paranız varsa gidin ama benim kafada bir turistseniz Saint Petersburg’u erteleyebilirsiniz.
Rusya garip bir yer
 Bildiğiniz gibi Rusya’ya vize kalktı. Direkt ya da aktarmalı pek çok uçuş bulabilirsiniz. Ancak benim tavsiyem, AeroSvit ile gitmeyin. Uçaklar fena. Gerçi Rus havayollarınınki de daha iyi değildir diye tahmin ediyorum. Bu arada Pulkovo havalimanı dış hatlar bölümünün tavanı 2,5 metre! Ağzına kadar dolu terminalde sinir krizleri geçirebilirsiniz. Neyse, 2014’te Türk firması yenileyecekmiş. Atatürk’e inince binaya sarılmak isteyebilirsiniz.

Şehir çok güzel, içindekiler olmasa… En iyisi ben gidemediğim, hayalimdeki yerleri yazmaya devam edeyim.


Dünyanın gidemediğim başka bir köşesinde buluşana kadar, winter is coming!



11 yorum:

  1. Bu gidipte görülen yerlere sabit bir etiket verilsede bizde aramayla kolayca hepsini birden okuyabilsek keşke :)

    YanıtlaSil
  2. bu perşembe günü saat 3 de uçağım buraya gidiyorum ve havaalanını türk firması yeniliyecekmiş yazmışınız işte bende yenilemeye gidiyom oraya :D çalışmaya gitmeden araştırma yapmak istedim gideceğim yer hakkında 3 ay kalacam rus kızları yardımcı olur umarım oraya uyum sağlamam için :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hanımefendi, gönülsüz de olsa verdiğiniz bilgiler ve Blogunuz için teşekkür ederiz.

      bu arada "Adsız" 26 Aralıkda biz eşimle geliyoruz, alanı çabuk bitirin :-)

      Sil
    2. Gönülsüz demeyelim, üzerinden vakit geçince güzel anılar akılda kalıyor hep. Bu arada gidiyorsanız Du Nord isimli pastanede kahvaltı ya da çaya gitmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Petersburg günlerinin en güzel hatırası orası oldu mesela :)

      Sil
    3. Teşekkürler verdiğiniz bilgiler ıcın uçakla ne kadar trenle kaç gün sürer

      Sil
    4. Uçakla 3 buçuk saat kadar sürüyor. Trenle dediğiniz İstanbul'dan tren mi? Öyle bir opsiyonunuz olduğunu pek sanmıyorum, en son İstanbul'dan herhangi bir yere tren yoktu. Olunca da Rusya'ya gidilir mi, kaç gün sürer bilemiyorum. Moskova'dan tren soruyorsanız o da 3 - 3 buçuk saat sürüyor.

      Sil
  3. Trabzondan gemi ile soci Soçi den petersburg a varmış dediler

    YanıtlaSil
  4. Trabzondan gemi ile soci Soçi den petersburg a varmış dediler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Malesef o bilgi bende yok, Google daha yardımcı olabilir ama Sochi ile St. Petersburg arasındaki yol doğudan batıya 2 Türkiye kadar neredeyse, hatta şimdi Rus tren yolu sitesinden baktım, 40-45 saat arasında.

      Sil
  5. İlginize teşekkür bakalım ekim Kasım gibi tren olayı aklımızda çok soğuk olur diye çekiniyoruz

    YanıtlaSil
  6. İlginize teşekkür bakalım ekim Kasım gibi tren olayı aklımızda çok soğuk olur diye çekiniyoruz

    YanıtlaSil