Bu blog bir insanın gidemediği enteresan yerleri anlatmasından oluşur. Diğer gidemeyen anlatıcıların bloglarından farkı; bir nebze de olsa adı sanı duyulmamış, haritada yeri "çat!" diye gösterilemeyen yerlerden oluşmasıdır. Bu garip yerlerin listesini sağ taraftan görebilirsiniz. Ha, blog sahibi buralara bir gün gidecektir, orası kesin. O gün hangi gün, işte onu bilemiyoruz...

1 Aralık 2011 Perşembe

Zanzibar

Yine çok zaman oldu. Programlı bir insan olmadığınızda başınıza gelecek olan budur, sevdiğiniz şeylere bile odaklanamamak ve yeni bir şey yazamamak... Neyse, öncelikle aradan geçen zaman için özür diliyorum, ardından dünyanın gidemediğim başka bir yerini huzurlarınıza sunuyorum: Zanzibar!
 
Zanzibar’ı yazma fikri aklıma ulu insan Farrokh Bulsara’nın ölüm yıldönümü olan 24 Kasım’da geldi. Muhtemelen siz kendisini Freddie Mercury olarak tanıyorsunuzdur. Kendisi Zanzibar doğumlu ve büyük ihtimalle (hatta kesinlikle) Zanzibar’ın çıkardığı en ünlü insan.

Zanzibar, Tanzanya’ya bağlı, yarı-otonom bir takımada. Unguja (genelde Zanzibar dendiğinde burası anlaşılıyor)  ve Pemba adındaki iki büyük ve sayısız küçük adadan oluşuyor. Başkenti ise Unguja’daki Zanzibar City.



Ülkenin bayrağı biraz asimetrik. Ben ilk gördüğümde resim dosyasının hatalı olduğunu düşünmüştüm. Hayır, sol üst köşedeki küçük bayrak Tanzanya bayrağı ve birlik-beraberliği simgeliyor. Bu yeni bayrak 2005 yılında kabul edilmiş ve onuruna 21 gün süren kutlamalar gerçekleştirilmiş.

  

Biraz da bu güzel adanın tarihinden bahsedelim. Bulunan kalıntılar adada 50.000 yıllık yerleşim olduğunu gösteriyor. Milattan sonra 1. - 3. yüzyıllar arasında yazılmış bir Roma metninde de bu adaların bahsi geçiyor. Ancak adanın tarih sahnesine çıkışı, büyük ölçüde Perslerin adayı keşfi ve ticaret üssü olarak kullanımıyla başlıyor. Daha sonra Avrupa’nın keşif çağı başlıyor ve 15. yüzyılın sonlarında Portekiz adanın kontrolünü ele geçiriyor. 1698’de ada Umman Sultanlığı’nın kontrolüne geçiyor.

O dönemde Zanzibar, baharat ve fildişi üretimiyle ünlü olmasının yanı sıra köle ticaretiyle de ün salmış. 1800’lerin ortasına kadar Zanzibar’daki pazarlarda 50.000’den fazla köle geçtiği düşünülüyor. Köle ticareti, hakimiyet İngiltere’nin eline geçene kadar sürüyor. Zanzibar, 1800’lerin sonunda, koloni olmasa da İngiliz himayesine giriyor. 1896’da İngiltere’nin onaylamadığı bir sultanın başa geçmesi sonucu İngiltere ile Zanzibar arasında savaş çıkıyor. Bu savaş tarihi bir savaş, çünkü İngiliz donanmasının birkaç topla sarayı yıkmasının ardından ateşkes yapılıyor ve bu sadece 38 dakika sürüyor. Yani Zanzibar, dünyanın en kısa savaşına ev sahipliği yapmış oluyor. Elbette keşke hiç savaş olmasa, ancak yine de ne kadar kısa, o kadar iyi.


Zanzibar’ın 1963’te İngiltere himayesinden çıkmasının ardından monarşi ilan ediliyor. Bir ay sonra ise kanlı bir ihtilal yaşanıyor. Binlerce kişinin soykırım seviyesinde öldürüldüğü ve binlercesinin de tehcir edildiği ihtilal, Zanzibar ve Pemba Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sona eriyor. Daha sonra Tanzanya ile birleşiyorlar ve Zanzibar, yarı-otonom olarak varlığını sürdürüyor.

Artık daha güzel ayrıntılara geçme zamanı. Zanzibar’ın en ünlü turistik bölgesi “Stone Town” denilen tarihi şehir. Burası Zanzibar’ın kültürel merkezi olan tarihi bir bölge. 200 yıldır pek az değişen bu bölge bir müze değil, yaşanan bir merkez olmasıyla dikkat çekiyor. Bölgenin mimarisi dikkat çekici; Arap, İngiliz, Portekiz geleneklerinin harmanından oluşuyor. Evler mercan kayalarından yapılmış, bu nedenle ne kadar güzel olsa da çabuk aşınıyor ve evlerin bir kısmı yıkıntı olarak duruyor. Ancak UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bölge, gittikçe daha iyi şekilde restore ediliyor. Yapıların kapıları özellikle dikkat çekiyor. Zanzibar geleneğinde kapılar, sahibinin zenginliğini yansıttığı için ince işçilikle oyuluyor ve yapının dikilen ilk parçası oluyor.


Ve Hint Okyanusu’nun mavi sularına bakan beyaz plajlar... Hepimizin hayali. 25 taneden fazla olan güzel plajlarda dinlenmek, hayatın tadını çıkarmak ve belki dev Aldabra kaplumbağalarını görmek mümkün.




 Adanın en büyük adası Unguja olsa da, yakınlarda birçok küçük adacık bulunuyor. Bu adaların bazılarda yerleşim yok, bazılarında ise oldukça lüks konaklama imkanları bulunuyor. Ve elbette bütün adalar dalış için oldukça uygun.




Adada dev kaplumbağalar ve su canlıları dışında görebileceğiniz diğer bir hayvan da Zanzibar kırmızı colobus maymunu. Kendisi bayağı yakışıklı.


Çok çok küçük bir ihtimalle Zanzibar leoparı da görebilirsiniz, ancak görürseniz hemen yetkililere haber verin, zira soyunun tükendiği düşünülüyor. O yüzden sadece pul üzerindeki ve doldurulmuş halini size sunabiliyorum.


Bir de 2004 yılında şöyle bir şey keşfedilmiş adada, Servaline Genet olarak geçiyor, Türkçesinin ne olduğunu bulamadım.


Son olarak, Zanzibar’a gidilir mi? Gidilir. Kumsalda uzanılır, kulaklıktan Freddie’nin sesi dinlenir ve huzur bulunur. Peki nasıl gidilir? Öncelikle Tanzanya’daki Dar-Es-Salaam’a gitmeniz en sağlıklısı olacaktır. Çok aramanıza gerek yok, THY uçuyor. Yaklaşık 1.500 liraya gidiş-dönüş bilet alabilirsiniz. Ondan sonra ister hava yoluyla, ister deniz yoluyla Zanzibar’a ulaşabilirsiniz. Tatil için burayı seçerken Güney Yarımküre’de olduğunu unutmayın, tarihlerinizi buna göre ayarlayın. Bana da hatıra bir şeyler getirin.


Tekrar görüşene dek; Safari njema!

Kaynaklar:
Wikipedia
www.zanzibar.net
zanzibarleopard.blogspot.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder